‘küresel ısınmaya hayır’ Kategorisi için Arşiv

Seo Yarışmasında Gelişmeler Var

16 Temmuz 2007

“www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması” ile ilgili sıcak bir gelişme var. Yarışmacılar arasında çekişmeyi artıracak olan bi haber bu. Radmin’in şu postunda belirttiği üzere, yarışma benim blogun tepedeki yazıda olduğu gibi “geleneksel” hale gelecekmiş. Üstüste 3 yıl kazanana başka bi ödül var mı acaba :)

Diğer bir gelişme ise, ki benim için en heyecan verici olanı bu, yarışmanın galipleri ödüllerini 5 yıldızlı bir otelde güzel bir törenle alacağı. Basına da yansıyacak olacak bu yarışmanın, ne kadar büyük olacağının bir göstergesi. Ayrıca bu törende Google yetkilileri de bulunacakmış. Kimbilir, belki muhabbeti kurup mezuniyetten sonra Google’da iş ayarlar, en kötü ihtimal adsense hesaplarını garantiye alırım :D .

Bu kadar büyüyen bir yarışmanın ödülleri de büyüyecektir doğal olarak. Yeni armağanların henüz ne olacağını bilmesekte, bunlar bile yarışmaya bi dört elle daha (hö?) sarılmaya yetecek sanırım.

Batı’da Aşırı Kuraklık Doğuda Yağış ve Sel

12 Temmuz 2007

Uzmanlar Türkiye’nin iklim değişikliği senaryosunun sanılandan daha olumsuz sonuçlar doğuracağını söylüyor. Srez A2 adı verilen bilimsel senaryoya göre iklim değişikliği sonucunda Türkiye’nin batı bölgeleri yağışların azalması nedeniyle kuraklıkla boğuşurken, doğu bölgeleri yoğun yağışlar ve bunun getirdiği sellerle mücadele etmek zorunda kalacak. Sıcaklıklarda meydana gelen yükselişlerle birlikte orman yangınlarının artmasından, hayvan ve bitki çeşitliliğinin azalmasına, hatta insan sağlığına kadar çeşitli alanlarda olumsuz sonuçlar doğuracak.

Bilim adamlarının kullandığı IPCC iklim değişikliği senaryoları genellikle 2070 – 2100 yılları arasında, atmosferdeki karbondioksit oranlarının günümüzden en az iki kat fazla olacağı varsayımından yola çıkıyor.

Türkiye ve çevresi için kullanılan “SREZ A2” senaryosu diğerleriyle karşılaştırıldığında, sera gazlarının atmosferdeki oranları bakımından çok daha karamsar yaklaşıma sahip. Seçilen senaryo, önlem alınmadığı takdirde atmosferde insan kaynaklı sera gazlarının oranlarındaki artışın, gelecekte Türkiye ve çevresinde ne gibi dramatik değişikler getireceği açısından çok önemli. Bu sonuçlara göre;

Avrupa’dan Sıcak Hava

  • Türkiye’de yıllık ortalama sıcaklıktaki artış 2,5 – 4 derece arasında olacak ve ancak Ege Bölgesi ve Doğu Anadolu’nun önemli bir bölümünde artış 4 dereceye ulaşacak. Ege Bölgesi’ndeki bu değişimin asıl sebebi, yaz aylarındaki Avrupa kaynaklı sıcak hava dalgasının bu bölgeyi de etkilemesi ve yaz aylarında 6 dereceye varan artışların gözlemlenmesi.
  • Ortalama sıcaklıkta bu düzeyde bir yükselmenin, orman yangınlarından hayvan ve bitki çeşitliliğine ve insan sağlığına kadar çok çeşitli alanlarda etkileri olacak.

Güneyde Yağışlar Azalacak

  • Sıcaklık artışı ayrıca mensim geçişlerini de etkileyecek, yaz mevsimi ilkbahar ve sonbahar aylarını kapsayacak şekilde genişleyecek.
  • Rüzgar sistemlerindeki değişim, güney bölgelerine nem girişini yavaşlatacak ve yağışın azalmasına neden olacak. Bu yüzden Türkiye’nin güneyi ciddi kuraklık tehdidi ile karşı karşıya kalacak.
  • Özellikle kış aylarında, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’yu kapsayan bölgelerde önlem alınmadığı takdirde, yağışta yüzden 20 – 50 arasında önemli bir azalma görülecek.
  • Söz konusu bölgelerdeki su havzaları ciddi tehlike altında kalacak.
  • Karadeniz Bölgesi ise önemli ölçüde yağış artışıyla karşı karşıya kalacak. Birbirine ters bu durum, küresel değişimin bir sonucu ve bölgesel ölçekteki yansımasıdır.

Kuzeyde ve Doğuda Sel

  • Kış mevsiminde Atlantik üzerindeki değişim, nemli hava taşıyan rüzgarların güçlenmesine ve Avrupa’nın kuzeyinde aşırı yağış artışına bağlı sellere neden olduğu gibi, aynı sistem Türkiye’nin kuzey bölgelerinde de yağışların artmasına ve sellere yol açabilecek.
  • Yağıştaki değişimin belirgin olduğu sonbahar mevsimi ise, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun bir kısmında yüzde 50’yi aşan artışlar bekleniyor. Bölgeye güneyden gelen nemli havanın taşınması yağıştaki artışın nedeni olabilir. Yukarı ve orta Fırat – Dicle havzasını da kapsayan ve Türkiye’nin su enerji politikaları için çok önemli olan bölgede sonbahar mevsiminin yağış artışının tek başına değerlendirilmesi yanlış olabilir. Çünkü kış mevsiminden kalan yağış bütçesindeki açık ve gelecekteki sıcaklık artışıyla paralel artacak buharlaşmayla kaybedilen su miktarı göz önüne alındığında, ortaya çok olumlu bir görüntü çıkmayacak.
  • Türkiye ile ilgili yukarıda açıklanan bütün bu iklimsel değişimlere karşı uyum çalışmaları yapılmazsa, gelecekte olası bu yeni durum daha tehlikeli olabilir.

Barış ÖNOL – İTÜ Meteoroloji Mühendisi

İlk İndeks

11 Temmuz 2007

Dün Başlarken başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, backlink olaylarına hiç girmeden günü kapattım. Sadece blogun içeriğini düzenleyip, www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması başlığıyla Google botlarının hizmetine sundum.

Şu an sıralamada üçüncü olan sitem, dün indekslenmesine rağmen sonuçlara yansımamıştı. Gündüz vakti, bazı social bookmarking siteleriyle ilgili ping düzenlemeleri yaptım. Ayrıca üç tane Pagerank değerleri 3,4 ve 5 olan sitelerden karşılıksız link aldım. Haymac’ın verdiği linki ve küresel ısınmayla ilgili yazdığı tanıtıcı yazıyı da unutmamak gerekir :)

Yazar, Bütün İhtişamı ile Tahtına Oturur

www.r10.net Küresel Isınmaya Hayır Ödüllü Seo Yarışması Arama SonucuŞu an için sıralamadaki yerim tatmin edici olsa da, yarışmanın henüz başı olduğunu düşünürsek, çalışmalara devam etmeliyim. Yarın yine siteye küresel ısınma ile içerik eklemeye devam edeceğim.

Şunuda unutmamak gerekir ki, Tecnorati, bloguma henüz 1 gün geçmesine rağmen çok fazla katkı sağladı.

Küresel Isınma ve Türkiye

11 Temmuz 2007

Bu yazımda, www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması için, küresel ısınmanın Türkiye’nin su kaynakları üzerindeki etkisine değineceğim.

Öncelikle, Su canlı hayat üzerinde vazgeçilmez yaşam sıvısı olarak tanımlanır. Bu durumda su kaynaklarında meydana gelecek herhangi bir değişme, insan hayatını direk olarak etkiler. Küresel ısınmanın ülkemiz üzerindeki etkisi ise, su kaynaklarını azaltma yönünde.

Küresel Isınma Sonucu Azalan Su KaynaklarımızTürkiye Gerçekte Su Fakiri

Ülkelerin sahip olduğu su kaynakları, o ülkelerin en önemli doğal zenginlikleri arasında sayılıyor. Bu nedenle toplumların sosyo-ekonomik kalkınmalarında ve geleceğe güvenle bakmasında, bu kaynakların geliştirilerek, akılcı kullanımının büyük önemi bulunuyor. Bütün canlılar için vazgeçilmez doğal kaynak olan suyun eksikliğinde bitkisel üretim önemli derecede kısıtlanıyor. Çünkü dünyada üretilen tarımsal ürünlerin yarısına yakını, sulu tarım arazilerinden sağlanıyor.

Yağışın Yarısı Buhar

Tuz Gölü çevresinde 250 mm seviyesinde olan yıllık yağış miktarı, Hopa’da 2.200 mm ye kadar artmakla birlikte, Türkiye’nin ortalama yıllık yağış miktarı yaklaşık 643 mm olup, bu da yılda 501 milyar metreküp suya karşılık geliyor.

Bu suyun yarısından fazlası toprak ve su yüzeyleri ile bitkilerden olan buharlaşmalar yoluyla atmosfere geri dönüyor. 69 milyar metreküplük kısmı yeraltı suyunu besliyor. 158 milyar metreküplük kısmı ise akışa geçerek çeşitli büyüklükteki akarsular vasıtasıyla denizlere ve kapalı havzalardaki göllere boşalıyor.

Yeraltı suyunu besleye 69 milyar metreküplük suyun 28 milyar metreküpü pınarlar vasıtasıyla tekrar yerüstü suyuna katılıyor. Ayrıca, komşu ülkelerden yılda ortalama gelen 7 milyar metreküp su da dahil edildiğinde Türkiye’nin brüt yer üstü suyu potansiyeli toplam 193 milyar metreküpe ulaşıyor. Yerüstü suyuna tekrar katılmayarak, yeraltında kalan 41 milyar metreküp de eklendiğinde bu rakam 234 milyar metreküp seviyesine çıkıyor.

Türkiye’nin Tüketimi

Ancak, ilk bakışta oldukça yüksek gibi görünen bu yer üstü su potansiyeli günümüz teknik ve ekonomik şartları çerçevesinde ancak çeşitli amaçlara yönelik olarak tüketebilecek 95 milyar metreküplük bir su kaynağı oluşturuyor. Söz konusu tüketilebilen kaynağı, komşu ülkelerden Türkiye’ye gelen akarsuların sağladığı 3 milyar metreküple yenilenebilir olarak yeraltı su rezervlerinden çekilebilen 14 milyar metreküp eklendiğinde, Türkiye’nin tüketilebilir yer üstü ve yeraltı su potansiyeli toplamı yılda ortalama 112 milyar metreküp olarak hesaplanıyor.

Ancak bu yıllık tüketilebilen su potansiyeli nüfus ile kıyaslandığında Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığı ortaya çıkıyor. Türkiye’nin kişi başına düşen su potansiyeli 1.600 – 1.700 metreküp sınırlarında bulunuyor. Oysa kişi başına 10 bin metreküp kaynağa sahip su zengini ülkelerinin yanında Türkiye’nin ciddi anlamda su kısıtlılığı ile karşı karşıya bulunduğu ortaya çıkıyor.

Nüfusa Göre Az Su

Küresel ısınmadan kaynaklanan ilkim değişikliğinin ve kestirilmesi zor sonuçlarının oluşturduğu tehdidin bir an için söz konusu olmadığı; hatta Türkiye’nin sahip olduğu toplam su kaynakları potansiyelinin önümüzdeki yıllarda azalmayacağı ve 112 milyar metreküp olarak devam edeceği varsayılsa bile; nüfusun 80 milyona ulaşacağı 2025 yılında Türkiye, kişi başına düşen 1.300 metreküp yıllık su rezervi ile su fakiri ülke sınırına yaklaşacak. Kaldı ki son yıllarda sürekli olarak gündeme getirildiği gibi Küresek Isınmanın artması ile yağış rejimleri değişecek ve buna bağlı olarak ileriki yıllarda küresel su durumu daha da kötüye gidecek.

Doç. Dr. Recep Çakır Kırklareli Atatürk Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi

İşin aslı, küresel ısınmaya karşı duyarsız kalmaya devam edersek, önümüzdeki yirmi yıl içinde içmek için doğru dürüst su bulamayacağız.

Dünya En Sıcak Dönemine Girdi

11 Temmuz 2007

Küresel Isınma Sonucunda Dünyanın HaliDünyanın ortalama sıcaklığındaki değişimler tarih boyunca sadece 10 derece civarınca gerçekleşmiştir. Bu rakam, Hükümetler arası İklim Değişimi Paneli’nin 2007 raporunda açıkladığı, geçen yüzyıldaki 0,74 derecelik artışın son derece yüksek olduğunu gösteriyor. Üstelik geçtiğimiz 50 yılda ortalama sıcaklıklardaki artış hızı son yüzyıldakinin iki katı. Gelecek iklim projeksiyonlarının ise 2100’lerde dünya ortalama sıcaklığında birkaç derece artış olacağını gösteriyor.

Doğal etkiler değil

Doğal etkiler küresel ısınmayı açıklayamıyor. Küresel iklim modelleri bu yüzyılın sonundaki sıcaklıkların son 120 bin yıl içinde dünyanın geçireceği en sıcak iklim dönemi olacağını söylüyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinden 2500 bilim insanının katılıyla gerçekleşen Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli raporu, son 50 yıldaki küresel ısınmanın yüzde 90’ının insan eliyle arttığını ve asırlarca süreceğini resmen ilan etti. Rapora göre geçmişte bezer değişimler yaşansa da bunlar, çok daha uzun zaman periyodu içinde gelişmiş. Örneğin 18. yüzyılın ortalarına kadar atmosferdeki sera gazlarının seviyesinin hemen hemen sabit kaldığı görülüyor. Endüstri devriminden sonra ise atmosferdeki sera gazlarındaki artış belirginleşiyor: Fosil yakıtlar, çimento üretimi, kara alanlarındaki değişimler ve özellikle ormanlık alanların yok edilmesi karbondioksit emisyon kaynaklarını oluşturuyor.

Atmosfere karbon salarak dünyayı en çok kirleten ülkeler, 5,5 milyar ton ile ABD, 2.8 milyar ton ile Rusya ve 1,3 milyar ton ile Japonya gibi sanayileşmiş ülkeler. İnsanın başlattığı karmaşık etkileşimler dünyanın ateşini gerçekten çıkarttı.