Bu yazımda, www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması için, küresel ısınmanın Türkiye’nin su kaynakları üzerindeki etkisine değineceğim.
Öncelikle, Su canlı hayat üzerinde vazgeçilmez yaşam sıvısı olarak tanımlanır. Bu durumda su kaynaklarında meydana gelecek herhangi bir değişme, insan hayatını direk olarak etkiler. Küresel ısınmanın ülkemiz üzerindeki etkisi ise, su kaynaklarını azaltma yönünde.
Türkiye Gerçekte Su Fakiri
Ülkelerin sahip olduğu su kaynakları, o ülkelerin en önemli doğal zenginlikleri arasında sayılıyor. Bu nedenle toplumların sosyo-ekonomik kalkınmalarında ve geleceğe güvenle bakmasında, bu kaynakların geliştirilerek, akılcı kullanımının büyük önemi bulunuyor. Bütün canlılar için vazgeçilmez doğal kaynak olan suyun eksikliğinde bitkisel üretim önemli derecede kısıtlanıyor. Çünkü dünyada üretilen tarımsal ürünlerin yarısına yakını, sulu tarım arazilerinden sağlanıyor.
Yağışın Yarısı Buhar
Tuz Gölü çevresinde 250 mm seviyesinde olan yıllık yağış miktarı, Hopa’da 2.200 mm ye kadar artmakla birlikte, Türkiye’nin ortalama yıllık yağış miktarı yaklaşık 643 mm olup, bu da yılda 501 milyar metreküp suya karşılık geliyor.
Bu suyun yarısından fazlası toprak ve su yüzeyleri ile bitkilerden olan buharlaşmalar yoluyla atmosfere geri dönüyor. 69 milyar metreküplük kısmı yeraltı suyunu besliyor. 158 milyar metreküplük kısmı ise akışa geçerek çeşitli büyüklükteki akarsular vasıtasıyla denizlere ve kapalı havzalardaki göllere boşalıyor.
Yeraltı suyunu besleye 69 milyar metreküplük suyun 28 milyar metreküpü pınarlar vasıtasıyla tekrar yerüstü suyuna katılıyor. Ayrıca, komşu ülkelerden yılda ortalama gelen 7 milyar metreküp su da dahil edildiğinde Türkiye’nin brüt yer üstü suyu potansiyeli toplam 193 milyar metreküpe ulaşıyor. Yerüstü suyuna tekrar katılmayarak, yeraltında kalan 41 milyar metreküp de eklendiğinde bu rakam 234 milyar metreküp seviyesine çıkıyor.
Türkiye’nin Tüketimi
Ancak, ilk bakışta oldukça yüksek gibi görünen bu yer üstü su potansiyeli günümüz teknik ve ekonomik şartları çerçevesinde ancak çeşitli amaçlara yönelik olarak tüketebilecek 95 milyar metreküplük bir su kaynağı oluşturuyor. Söz konusu tüketilebilen kaynağı, komşu ülkelerden Türkiye’ye gelen akarsuların sağladığı 3 milyar metreküple yenilenebilir olarak yeraltı su rezervlerinden çekilebilen 14 milyar metreküp eklendiğinde, Türkiye’nin tüketilebilir yer üstü ve yeraltı su potansiyeli toplamı yılda ortalama 112 milyar metreküp olarak hesaplanıyor.
Ancak bu yıllık tüketilebilen su potansiyeli nüfus ile kıyaslandığında Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığı ortaya çıkıyor. Türkiye’nin kişi başına düşen su potansiyeli 1.600 – 1.700 metreküp sınırlarında bulunuyor. Oysa kişi başına 10 bin metreküp kaynağa sahip su zengini ülkelerinin yanında Türkiye’nin ciddi anlamda su kısıtlılığı ile karşı karşıya bulunduğu ortaya çıkıyor.
Nüfusa Göre Az Su
Küresel ısınmadan kaynaklanan ilkim değişikliğinin ve kestirilmesi zor sonuçlarının oluşturduğu tehdidin bir an için söz konusu olmadığı; hatta Türkiye’nin sahip olduğu toplam su kaynakları potansiyelinin önümüzdeki yıllarda azalmayacağı ve 112 milyar metreküp olarak devam edeceği varsayılsa bile; nüfusun 80 milyona ulaşacağı 2025 yılında Türkiye, kişi başına düşen 1.300 metreküp yıllık su rezervi ile su fakiri ülke sınırına yaklaşacak. Kaldı ki son yıllarda sürekli olarak gündeme getirildiği gibi Küresek Isınmanın artması ile yağış rejimleri değişecek ve buna bağlı olarak ileriki yıllarda küresel su durumu daha da kötüye gidecek.
Doç. Dr. Recep Çakır Kırklareli Atatürk Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi
İşin aslı, küresel ısınmaya karşı duyarsız kalmaya devam edersek, önümüzdeki yirmi yıl içinde içmek için doğru dürüst su bulamayacağız.
